12 Ağustos 2013 Pazartesi

TUZ SAĞLIĞA ZARARLIMI YOKSA FAYDALI MI?


HAYATIMIZIN AYRILMAZ PARÇASI TUZ ZARARLI MI YOKSA FAYDALI MI? 

Hemen hemen her türlü besinle beraber tükettiğimiz tuz hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır.bazen yemeğin tadına bile bakmadan hemen elimiz tuza gider.peki bu kadar çok tükettiğimiz tuzun faydaları ve zararları nelerdir.bu konuda syn dç.dr.nuri haksever kendi internet sitesinde vermiş olduğu bilgiler gerçekten çok faydalı.


TUZUN ÖNEMİ

Su ve tuz hayatımızın en önemli maddeleridir. Tuz insanların ilk bulduğu ve kullandığı doğal kaynaklı maden/minerallerden biridir. Eski çağlardan beri besinleri saklamakta ve tatlandırmakta yaygın olarak kullanılmaktadır. 

Mutfaklarda bulundurduğumuz rafine tuz sağlığımıza çok zararlıdır. Oysa doğal tuz yani kaya tuzu veya deniz tuzu çok yararlı bir şifa kaynağıdır. Fizik bedenimizde bulunması gereken tüm elementler mevcuttur.

Kanımızın ve tuzlu sıvıların kimyasal ve mineral bileşimleri ile deniz suyu arasında şaşırtıcı benzerlikler vardır. Embriyo annesinin karnındaki tuzlu su ile dolu bir kese içinde bulunur. 



Tuzun bedendeki fonksiyonu osmoz isleminin çalısmasını sağlamasıdır. Aksi taktirde 100 litre su bile içseniz, bedeninizde tuz olmayinca yine susuzluktan ölürsünüz. Çünkü tuzun sayesinde aldiginiz su hücrelerinize baglanır. 



Bedeninizdeki tuz oranı sizin düşünme kapasiteniz ve şuur derecenizle de eşdeğerdir. 



Doğal deniz tuzu birçok mineral içeren sodyum klorürün birikimini engelleyen ve kan basıncını düşüren bir maddedir. Deniz tuzu fazla sodyumu uzaklaştırmaktadır. Tuz diyeti/azlığı aynı zamanda insanlarda hücre dejenerasyonu ve yaşlanmasını hızlandırmakta ve biyokimyasal açlığa neden olmaktadır. Tuz azlığı böbrek zayıflığı, karaciğer stresi ve adrenal tükenmesine yol açabilmektedir. Ayrıca kalp kasları kapakçıklarının yorulması olabilmektedir. İyi doğal deniz tuzunun iyileştirme gücünün C ve E vitaminleri ve diğer besinlere eşit olduğu savunulmaktadır. 

Doğal Rafine Edilmemiş Deniz Tuzu mu? Rafine Sofra Tuzu mu? 

Doğal rafine edilmemiş deniz tuzu insan vücudu için gerekli minerallerin çoğunu gerekli oranlarda içermektedir. Doğal tuz vücut sıvılarının hücrelerden serbest geçişine yardımcı olurken, rafine tuz sıvıların geçişini engelleyerek kronik böbrek sorunlarına neden olabilmektedir. 



İyi tuz yüzde 100 el ile hasad edilmiş, beyazlatılmamış, kekleşme reaktifleri ilave edilmemiş, yıkanmamış, düşük sodyum klorür seviyeli, katkı maddesiz, 84 mineral içeren, rafine edilmemiş doğal deniz tuzudur. 

 Normal Rafine Tuz ve Tehlikeleri 

Modern tıbba göre sofralık rafine tuz (NaCl) alkol ve sigara gibi diyetten uzaklaştırılması gereken bir madde olarak görülür ve yüksek tansiyonun en önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilir. 



Yüksek tansiyon ve kalp hastaları için düşük tuz diyeti rafine tuzlar için geçerlidir. Rafine edilmiş tuz vücudumuzda birikir. Bu tuzun bir kısmı damar duvarları, arterler, beyin, idrar yolları, cinsel organlar, bez sistemleri veya kemiklerin eklemlerinde birikerek problemlere yol açabilmektedir. 



Piyasadaki alışılagelmiş rafine tuz sadece Sodyum ve Klorür ihtiva eder. Bunun dışında Sodyum flüorit, Magnezyum karbonat, Kalsiyum karbonat ve deklare edilmesi gerekli görülmeyen büyük bir miktar E-numaraları* gibi maddelerle "zenginleştirilmiştir". Serpilme ve akıcılık yeteneğini geliştirmek için Alüminyumsilikat ilave edilmiştir. Alüminyum beyinde tortu bırakan hafif metal olup, bu özelliği Amerika Birleşik Devletleri' nde ortaya çıkan yüksek orandaki Alzheimer hastalığının nedeni olarak görülmesini sağlamaktadır. Ayrıca vücudumuz hiçbir şekilde suni iyot ve flüor karışımlarının çözecek durumda değildir. 



Deri ve genelde böbrekler, NaCl'yi ayrıştırmamızı sağlarlar. Ancak yaşımız ve bünyemize göre sadece günde yaklaşık 5-7 gramını ayrıştırabiliriz. Oysa biz günde sadece endüstriyel gıdalardan 12-20 gram NaCl alırız. Bu şekilde bedenimize ayrıştırabileceğimizden çok daha fazla NaCl almış oluruz. Bedende ayrıştırılamayan kalan NaCl'den bedenimiz kendisini bir şekilde korumalıdır. Bedeniniz, ayrıştırılmamış olan tuzu bir şekilde nötralize etmek zorundadır ve bunu "değerli" hücre suyunuzla yapmaktadır. 



Rafine tuz agresif bir hücre zehiri olup, vücuttan ilk fırsatta atılmak istenmektedir. Bundan dolayı boşaltım organlarının yoğunluğu artmakta ve vücut arta kalan rafine tuzu izole etmeye ve böylece zararsız hale getirmeye çalışmaktadır. Bunun için gerekli olan su hücrelerden emilerek alınmakta ve canlılıklarını yitiren hücreler ölmektedir. Bunun sonucu olarak ödem ve sellülit olarak bilinen su dokusu oluşmaktadır. Vücut boşaltamadığı her bir gram Sodyum Klorür için 23 kat hücre suyuna ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca kemik ve eklem bölgesinde depolama yapılmaktadır. Bunun sonucu gut, artroz, artrit vb. romatizmal rahatsızlıklardır. Ayrıca safra ve böbrek taşı oluşumu da söz konusu olabilir. Bunun nedeni vücudumuzun 82 eksik elemente/minerale olan isteğidir. Bu 82 elementin çoğu iz elementleri olup, vücudumuz tarafından çok az miktar gerekir, ancak eksikliği bugün birçok hastalıklara yol açabilmektedir. İnsanlar mineral ihtiyaçlarını iki kaynaktan temin edebilirler: bitkiler ve tuz. 



Modern bilime göre tuzun içinde bulunması gereken elementlerin 24'ü yaşam için zorunlu olmasına rağmen 84 elementin uygun dengesi iyi sağlıklı vücut için gereklidir. İyon kaybı dengesizliklere, hücre üretme ve büyümede bozulmalara sebep olur. Hücre kayıpları sinir bozuklukları, beyin kusurları, kas hasarları ve hastalıklara neden olur. Bu yüzden kandaki tuz ve iyonların uygun mineral dengesi sağlık için hayati öneme haizdir. Bu kompozisyon çok kesin sınırlar arasında olmak zorundadır. 



Bir çok hastalıklar ve kötü sağlık şartları mineral eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu minerallerin çoğu deniz tuzunda bulunmaktadır. Tuz içindeki mineraller çıkarılarak daha homojen yapmak için rafine edilir. Rafinasyon ile tuzun görünümü güzel ve akışı kolay olur, ancak içerdiği 84 minerallin 82'si uzaklaştırılmış olur. Bunlar yan ürün olarak ilave gelir getirdiğinden ayrı satılır. Örneğin bor motorlarda vurmayı azaltmak için petrol katkısı, kimyasal gübre vs. olarak kullanılır. Tuzdan uzaklaştırılan kimyasallar ve mineraller plastik yapımında kullanılır. Sonuç olarak, rafine sofra tuzları sadece sodyum klorürdür, diğer tüm yararlı element mineralleri uzaklaştırılmıştır. 


Rafine tuzun içerdiği maddeler: 
Magnezyum fosfat - E343 
Kalsiyum fosfat - E341 
Kaliyum fosfat - E340 
Difosfat - E450 
Trifioat - E451 
Polifosfat - E452 
Fosforik asit - E338 
Sodyum fosfat - E339 
Aliminyum silikat 


Kimyasal katkı maddeleri alüminyum hidroksit ve alüminyum silikat (%1) tuzu beyazlatmada ve paketlemede su emmesini önlemek için ilave edilir. Böylece tuz kolay akar. Bu tuzu çocukluğunuzdan itibaren yiyorsanız, Alzheimer hastalığına yakalanmama şansınız da çok düşer. 

Tuz ve Sağlığınız

İnsanlar mineral ihtiyaçlarını iki kaynaktan temin edebilirler: Bitkiler ve tuz. Bitkiler mineralleri topraktan alır. İnsanlar bitkileri (tahıl, sebze, meyva) yiyerek mineralleri alırlar. Son 50 yılda, insanoğlu doğal sistemi/dengeyi suni gübrelerle (azot, fosfor ve potasyum içeren) bozarak daha fazla ürün almış ve daha fazla alanı ekip biçerek verimini ve gelirini artırmıştır. Ancak toprağın mineral içeriği bilinçsizce tüketilmiştir. Bilimsel çalışmalar bugünkü sebze ve meyvelerin 50 yıl öncekilerine nazaran ancak %10 kadar besin içerdiğini göstermektedir.

dipnot:okumuş olduğunuz yazı syn dç.dr.nuri haksever in internet sitesinden alıntıdır.
sahibi istediği takdirde kaldırılacaktır.

1 yorum:

  1. Basitmiş gibi görünen bu önemli konu hakkında bizi aydınlatmaya vesile olduğunuz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil